through
A1A2B1B2C1C2
/θru/
/θruː/
-
1
işini bitirmiş Informal
Having finished using or doing something.
-
Are you through with the newspaper?Gazeteyle işin bitti mi?
-
I'll be through in five minutes, then we can go.Beş dakikaya işim biter, sonra gidebiliriz.
-
-
2
(ilişkisi) bitmiş Informal
No longer in a relationship with someone.
-
After that argument, she told him they were through.O kavgadan sonra ona ilişkilerinin bittiğini söyledi.
-
I'm through with him, and I never want to see him again.Onunla her şey bitti ve onu bir daha asla görmek istemiyorum.
-
-
3
aktarmasız, direkt Transportation
Going directly to a place without stopping or changing.
-
Is there a through train to Ankara?Ankara'ya aktarmasız tren var mı?
-
The sign said "No through road", so we turned back.Tabelada "Çıkmaz yol" yazıyordu, bu yüzden geri döndük.
-
Synonyms
Collocations
be through with somethingwe're througha through trainno through roadthrough traffic
Phrases 42
See all- through the back dooridiomarka kapıdan, kuralları dolanarak
- through thick and thinidiomiyi günde kötü günde, her koşulda
- throughprep.(bir yerin) içinden, (bir yerden) geçerek
- throughadv.öbür tarafa, geçerek
- break throughphr.v.yarıp geçmek, (engeli) aşmak
- break through the ceilingidiomcam tavanı kırmak, cam tavanı aşmak
- bring throughphr.v.(hastalığı vb.) atlatmasına yardım etmek, atlatmasını sağlamak
- burn throughphr.v.(parayı, kaynağı) hızla tüketmek, hızla harcamak
- carry throughphr.v.sonuna kadar götürmek, başarıyla tamamlamak
- click-through raten.tıklama oranı
- come throughphr.v.yarı yolda bırakmamak, beklenileni yapmak
- drive throughphr.v.arabayla içinden geçmek, arabaya servis
- fall throughphr.v.suya düşmek, gerçekleşmemek
- follow throughphr.v.(bir işin) gereğini yapmak, sonuna kadar götürmek