soft
A1A2B1B2C1C2
/sɑft/
/sɒft/
- 1 yumuşak
- 2 alkolsüz, hafif
Definition (English)
- Easy to press, bend, or cut; not hard or firm.
- Not loud or harsh; gentle and pleasant.
Example Sentences
-
The pillow is very soft.Yastık çok yumuşak.
-
She spoke in a soft voice.Yumuşak bir sesle konuştu.
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 24
See all- soft boiledadj.rafadan, az haşlanmış
- soft bouncen.geçici geri dönüş, geçici teslim hatası
- soft commodityn.yumuşak emtia, tarımsal emtia
- soft drinkn.alkolsüz içecek
- soft field landingn.yumuşak zemin inişi, yumuşak pist inişi
- soft field takeoffn.yumuşak zemin kalkışı, yumuşak pistten kalkış
- soft flaskn.yumuşak matara
- soft glassn.yumuşak cam, soda-kireç camı
- soft handn.yumuşak el
- soft inquiryn.yumuşak kredi sorgusu
- soft landingn.yumuşak iniş, (ekonomide) yumuşak iniş
- soft launchn.sınırlı lansman, yumuşak lansman
- soft powern.yumuşak güç
- soft releasen.yumuşak salım, kademeli salım