small
A1A2B1B2C1C2
/smɔl/
/smɔːl/
-
1
küçük, ufak, az
Not large in size, number or amount.
-
She adopted a small dog from the shelter.Barınaktan küçük bir köpek sahiplendi.
-
Only a small number of people came to the meeting.Toplantıya yalnızca az sayıda kişi geldi.
-
-
2
(yaşça) küçük
Young, used about children.
-
We have two small children, so we rarely go out.İki küçük çocuğumuz var, bu yüzden nadiren dışarı çıkarız.
-
When I was small, we lived near the sea.Ben küçükken denizin yakınında yaşardık.
-
-
3
önemsiz, ufak tefek
Not important or serious.
-
It's only a small problem; we can fix it easily.Sadece önemsiz bir sorun, kolayca çözebiliriz.
-
I made a few small mistakes in the test.Sınavda birkaç ufak tefek hata yaptım.
-
-
4
küçük ölçekli, küçük çaplı
Doing business on a limited scale, with few workers or customers.
-
My parents run a small business selling flowers.Annemle babam çiçek satan küçük ölçekli bir işletme yürütüyor.
-
Small farmers are finding it hard to survive.Küçük çiftçiler ayakta kalmakta zorlanıyor.
-
-
5
küçük (harf)
Not written as capitals, used about letters.
-
Write the word in small letters, not capitals.Kelimeyi büyük harfle değil, küçük harfle yaz.
-
In English, the days of the week never start with a small letter.İngilizcede haftanın günleri asla küçük harfle başlamaz.
-
-
6
küçük düşmüş, mahcup
Feeling stupid, weak or ashamed; used in 'feel small' and 'make someone feel small'.
-
He made me feel small in front of everyone.Herkesin önünde beni küçük düşürdü.
-
I felt really small when she corrected me.Beni düzelttiğinde kendimi çok mahcup hissettim.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
a small number ofa small amount ofsmall businesssmall talksmall changethe small printthe small hourssmall lettersfeel smallit's a small worldin a small way
Phrases 20
See all- small armsn.küçük silahlar
- small batchadj.küçük partiler hâlinde üretilmiş, sınırlı üretim
- small batchn.küçük parti, az miktarda üretim
- small blindn.küçük kör, küçük kör bahis
- small business loann.küçük işletme kredisi
- small fortuneidiomküçük bir servet, epey para
- small forwardn.küçük forvet
- small gamen.küçük av
- small holdern.küçük çiftçi, küçük üretici
- small intestinen.ince bağırsak
- small lettern.küçük harfler
- small talkn.havadan sudan sohbet, laflama
- make small talkcolloc.havadan sudan konuşmak
- small-capadj.küçük piyasa değerli, düşük piyasa değerli