pull apart
A1A2B1B2C1C2
/pʊl əˈpɑrt/
/pʊl əˈpɑːt/
-
1
parçalamak, parçalara ayırmak
To separate something into pieces using force.
-
He pulled the bread apart.Ekmeği elleriyle parçaladı.
-
The children pulled the old toy apart to see how it worked.Çocuklar nasıl çalıştığını görmek için eski oyuncağı parçalara ayırdı.
-
-
2
(kavga edenleri) ayırmak
To separate people or animals that are fighting.
-
The teacher had to pull the two boys apart.Öğretmen iki çocuğu birbirinden ayırmak zorunda kaldı.
-
Two neighbours pulled the dogs apart before anyone got hurt.İki komşu, kimse yaralanmadan köpekleri birbirinden ayırdı.
-
-
3
(aileyi/grubu) dağıtmak, bölmek
To make the members of a family or group disagree and separate.
-
Money problems slowly pulled the family apart.Para sorunları aileyi yavaş yavaş dağıttı.
-
The argument over the new plan pulled the team apart.Yeni plan üzerindeki tartışma ekibi böldü.
-
-
4
yerden yere vurmak, acımasızca eleştirmek Informal
To criticize something very strongly by finding many faults in it.
-
The critics pulled her new novel apart.Eleştirmenler yeni romanını yerden yere vurdu.
-
My teacher pulled my essay apart, but her comments were helpful.Öğretmenim kompozisyonumu acımasızca eleştirdi ama yorumları faydalıydı.
-
Synonyms
tear apartpull to pieces
Phrases 29
See all- pullv.çekmek, sürüklemek
- pulln.çekme, itme (karşıtı)
- pullinterj.hadi canım, yok artık
- pull an all-nighteridiomsabahlamak, sabaha kadar çalışmak
- pull backphr.v.geri çekmek, (perdeyi) açmak
- pull buoyn.bacak dubası, bacak şamandırası
- pull downphr.v.yıkmak, yıkıp yok etmek
- pull listn.talep listesi, istenilenler listesi
- pull offphr.v.başarmak, kotarmak
- pull overphr.v.(arabayı) kenara çekmek
- pull requestn.pull request, katkı talebi
- pull someone's legidiom(birini) işletmek, (biriyle) kafa bulmak
- pull systemn.çekme sistemi
- pull throughphr.v.atlatmak, kurtulmak