pinch
A1A2B1B2C1C2
/pɪntʃ/
/pɪntʃ/
-
1
çimdiklemek, (parmaklarla) sıkmak
To squeeze something tightly between your thumb and finger.
-
My little brother pinched my arm and ran away.Küçük kardeşim kolumu çimdikleyip kaçtı.
-
Pinch your nose to stop the bleeding.Kanamayı durdurmak için burnunu sık.
-
-
2
(ayakkabı) sıkmak, (ayağı) vurmak
Of shoes or clothes, to press painfully on part of the body because they are too tight.
-
These new shoes pinch my toes.Bu yeni ayakkabılar parmaklarımı sıkıyor.
-
My boots pinch when I walk for a long time.Uzun süre yürüyünce botlarım ayağımı sıkıyor.
-
-
3
aşırmak, araklamak Informal
To steal something, usually something small.
-
Someone pinched my bike from outside the shop.Biri dükkânın önünden bisikletimi aşırdı.
-
Who pinched my pen?Kalemimi kim araklamış?
-
Verb Forms Regular
Base
pinch
/pɪntʃ/
Past
pinched
/pɪntʃt/
Participle
pinched
/pɪntʃt/
Spelling rule
Add ‑edpinch → pinched
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sert (ötümsüz) bir ünsüzle, /tʃ/ sesiyle bittiği için -ed /t/ okunur; yeni hece eklenmez. pinched /pɪntʃt/
Synonyms
squeezenip
Collocations
pinch your nosepinch the skinpinch yourselfpinch somebody's arm
Phrases 8
See all- pinch gesturen.sıkıştırma hareketi, kıstırma hareketi
- pinch penniesidiomkuruşu kuruşuna hesap etmek, dişinden tırnağından artırmak
- pinch potn.çimdikleme yöntemiyle yapılmış çömlek
- pinch zoomv.iki parmakla yakınlaştırmak, iki parmakla büyütüp küçültmek
- pinchn.tutam, çimdik
- a pinch of saltidiomihtiyatla karşılamak, (söylenene) temkinli yaklaşmak
- feel the pinchidiommaddi sıkıntı çekmek, darda kalmak
- take with a pinch of saltidiomşüpheyle karşılamak, ihtiyatla yaklaşmak