pinch
A1A2B1B2C1C2
/pɪntʃ/
/pɪntʃ/
GeneralCooking
- 1 tutam
Definition (English)
A very small amount of something, especially a spice or seasoning.
Example Sentences
-
Add a pinch of salt to the soup.Çorbaya bir tutam tuz ekleyin.
-
This recipe needs only a pinch of sugar.Bu tarif yalnızca bir tutam şeker gerektiriyor.
General
- 1 çimdik countable
Definition (English)
The act of pressing someone's skin tightly between your finger and thumb.
Example Sentences
-
He gave my arm a gentle pinch.Koluma hafifçe çimdik attı.
-
She gave herself a pinch to make sure she wasn't dreaming.Rüya görmediğinden emin olmak için kendini çimdikledi.
Synonyms
Collocations
Phrases 8
See all- pinch gesturen.sıkıştırma hareketi, kıstırma hareketi
- pinch penniesidiomkuruşu kuruşuna hesap etmek, dişinden tırnağından artırmak
- pinch potn.çimdikleme yöntemiyle yapılmış çömlek
- pinch zoomv.iki parmakla yakınlaştırmak, iki parmakla büyütüp küçültmek
- pinchv.çimdiklemek, (parmaklarla) sıkmak
- a pinch of saltidiomihtiyatla karşılamak, (söylenene) temkinli yaklaşmak
- feel the pinchidiommaddi sıkıntı çekmek, darda kalmak
- take with a pinch of saltidiomşüpheyle karşılamak, ihtiyatla yaklaşmak