on the clock
A1A2B1B2C1C2
/ɑn ðə klɑk/
/ɒn ðə klɒk/
Informal
- 1 mesaide, mesai saatinde
- 2 zamanla yarışmak, zaman daralıyor
Definition (English)
- Working during the hours that you are paid for.
- Having to finish something within a limited amount of time.
Example Sentences
-
You can't make personal calls while you're on the clock.Mesaideyken özel telefon görüşmesi yapamazsın.
-
She was still on the clock when the manager called her.Müdür aradığında hâlâ mesaideydi.
-
The turnaround is tight, so we are on the clock.Dönüş süresi kısıtlı, yani zamanla yarışıyoruz.
-
With the deadline approaching, we're on the clock.Teslim tarihi yaklaştığı için zamanımız daralıyor.
Synonyms
under time pressureagainst the clock
Phrases 15
See all- clockn.saat
- clockv.(hıza, süreye) ulaşmak, (derece) yapmak
- clock changen.saat değişimi
- clock outphr.v.çıkış kartı basmak, (mesai sonunda) çıkış yapmak
- 24 hour clockn.24 saat sistemi
- alarm clockn.çalar saat
- around the clockexpr.gece gündüz, durmaksızın
- around the clockadj.24 saat süren, kesintisiz
- back of clockidiomgece yarısından sabaha kadar süren görev, gece görevi
- body clockn.vücut saati, biyolojik saat
- digital clockn.dijital saat
- shot clockn.şut saati
- start the clockidiomsüre işlemeye başlamak
- turn back the clockidiomzamanı geri almak, geçmişe dönmek