onboard
A1A2B1B2C1C2
/ˈɑnˌbɔrd/
/ˈɒnbɔːd/
GeneralAviation
- 1 gemide/uçakta, araçta
Definition (English)
On or into a ship, aircraft, train, or other vehicle.
Example Sentences
-
All passengers must be onboard by 8 p.m.Tüm yolcuların saat 20:00'ye kadar gemide olması gerekiyor.
-
The captain welcomed everyone onboard the flight.Kaptan uçuşa katılan herkese hoş geldiniz dedi.
General
- 1 araç içi, yerleşik
Definition (English)
Carried on or built into a ship, aircraft or other vehicle.
Example Sentences
-
The car's onboard computer warns the driver about low tyre pressure.Arabanın yerleşik bilgisayarı sürücüyü düşük lastik basıncı konusunda uyarır.
-
The airline offers free onboard entertainment on long flights.Havayolu uzun uçuşlarda ücretsiz uçak içi eğlence sunuyor.
Synonyms
Collocations
onboard crewonboard equipmentonboard facilitiesonboard systemsonboard entertainmentonboard staff