off
A1A2B1B2C1C2
/ɔf/
/ɒf/
-
1
bozuk, ekşimiş
No longer fresh and not good to eat or drink.
-
Don't drink that milk, because it's off.O sütü içme, çünkü bozulmuş.
-
The fish tasted a bit off, so I didn't eat it.Balığın tadı biraz bozuk geliyordu, o yüzden yemedim.
-
-
2
iptal edilmiş
Cancelled; not going to happen.
-
The match is off because of the heavy rain.Maç şiddetli yağmur nedeniyle iptal edildi.
-
I'm afraid the party is off tonight.Maalesef bu akşamki parti iptal.
-
-
3
kötü, vasat
Not as good as usual.
-
Even good players have an off day sometimes.İyi oyuncuların bile bazen kötü günleri olur.
-
His timing was a little off in today's match.Bugünkü maçta zamanlaması biraz kötüydü.
-
-
4
ayıp, yakışıksız Informal
Rude, unfair or not acceptable.
-
It was a bit off to leave without saying goodbye.Veda etmeden çıkıp gitmesi biraz ayıptı.
-
I thought his comments about her clothes were really off.Kıyafetleri hakkındaki yorumlarını gerçekten yakışıksız buldum.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 60
See all- off airport landingn.havalimanı dışı iniş, arazi inişi
- off blocksexpr.park yerinden ayrılmış
- off gridadj.şebeke dışı, şebekeden bağımsız
- off labeladj.endikasyon dışı
- off the beaten pathidiomturistik rotaların dışında, kalabalıktan uzak
- off the beaten trackidiomsapa, kalabalıktan uzak
- off the booksidiomkayıt dışı, resmi kayıtlara geçmemiş
- off the hookidiompaçayı kurtarmak, sorumluluktan kurtulmak
- off the pegidiomhazır giyim olarak, konfeksiyondan
- off the recordexpr.kayıt dışı, aramızda kalsın
- off whiteadj.kirli beyaz
- offprep.üstünden, (bir yerden) aşağı
- offadv.çıkmış, kopmuş
- a rip-offn.kazık, fahiş fiyat