make a fuss
A1A2B1B2C1C2
/meɪk ə fʌs/
/meɪk ə fʌs/
Colloquial
- 1 yaygara koparmak, olay çıkarmak, mesele yapmak
- 2 (birine) çok ilgi göstermek, (birinin) üstüne titremek
Definition (English)
- To complain or get angry about something in a noticeable way.
- To give someone a lot of loving attention.
Example Sentences
-
Don't make a fuss — it's only a small mistake.Yaygara koparma, sadece küçük bir hata.
-
He made a fuss about the cold soup.Soğuk çorba yüzünden olay çıkardı.
-
My grandmother always makes a fuss of us when we visit.Ziyarete gittiğimizde büyükannem hep üstümüze titrer.
-
The children made a big fuss of the new puppy.Çocuklar yeni köpek yavrusuna çok ilgi gösterdi.
Synonyms
Phrases 60
See all- makev.yapmak, üretmek
- maken.marka
- make a big thing of somethingidiom(bir şeyi) mesele yapmak, (olayı) büyütmek
- make a bundleidiomyığınla para kazanmak, köşeyi dönmek
- make a cheque out to someonecolloc.çeki birinin adına yazmak, çeki birinin adına düzenlemek
- make a choicecolloc.seçim yapmak, (seçenekler arasında) karar vermek
- make a commentcolloc.yorum yapmak, fikir belirtmek
- make a complaintcolloc.şikayet etmek, şikayette bulunmak
- make a complaint about somethingcolloc.bir şey hakkında şikâyette bulunmak
- make a contributioncolloc.katkıda bulunmak, bağış yapmak
- make a decisioncolloc.karar vermek
- make a determined effortcolloc.kararlı bir çaba göstermek
- make a differencecolloc.fark yaratmak
- make a discoverycolloc.keşif yapmak