lock
A1A2B1B2C1C2
/lɑk/
/lɒk/
- 1 kilitlemek
- 2 kilitlenmek
Definition (English)
- To fasten something with a lock, or to become fastened.
- To hold something firmly in a fixed position.
Example Sentences
-
Don't forget to lock the door when you leave.Çıkarken kapıyı kilitlemeyi unutma.
-
The car doors lock automatically.Araba kapıları otomatik kilitlenir.
Verb Forms Regular
Base
lock
/lɑk/
Past
locked
/lɑkt/
Participle
locked
/lɑkt/
Spelling rule
Add ‑edlock → locked
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sert (ötümsüz) bir ünsüzle, /k/ sesiyle bittiği için -ed /t/ okunur; yeni hece eklenmez. locked /lɑkt/
Synonyms
Antonyms
Collocations
lock the doorlock the windowlock the gatelock the carlock the houselock with a key
Phrases 22
See all- lock pinn.kilit pimi, kilitleme pimi
- lock screenn.kilit ekranı
- lock washern.kilit pulu, yaylı rondela
- lock wiren.kilit teli, emniyet teli
- lock yourself awayphr.v.kendini dünyaya kapatmak, kendini bir yere kapatmak
- lockn.kilit, kilitlenme
- cabinet lockn.dolap kilidi
- card lockn.kartlı kilit, kart kilidi
- core lockn.çekirdek kilitlenmesi, motor çekirdeğinin kilitlenmesi
- down lockn.aşağı kilidi, iniş kilidi
- ground lock pinn.yer kilidi pimi, iniş takımı kilidi pimi
- gust lockn.kumanda kilidi, rüzgâr kilidi
- latch lockn.mandal kilit, sürgülü kilit
- lock-upn.nezarethane, gözaltı yeri