handle
A1A2B1B2C1C2
/ˈhændəl/
/ˈhændəl/
- 1 idare etmek, başa çıkmak
- 2 tutmak
Definition (English)
- To deal with a situation, a person, or a problem.
- To touch, feel, or hold something with your hands.
Example Sentences
-
She knows how to handle difficult customers.Zor müşterilerle nasıl başa çıkacağını biliyor.
-
Please handle these fragile items with care.Lütfen bu kırılgan eşyaları dikkatle tutun.
Verb Forms Regular
Base
handle
/ˈhændəl/
Past
handled
/ˈhændəld/
Participle
handled
/ˈhændəld/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dhandle → handled
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /l/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. handled /ˈhændəld/
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 12
See all- handle with careexpr.dikkatli taşıyınız, dikkatle tutun
- handlen.kulp, tutacak
- cup and handlen.fincan kulp formasyonu, fincan ve kulp
- door handlen.kapı kolu
- emergency brake handlen.acil fren kolu, el freni kolu
- fire handlen.yangın kolu, motor yangın kolu
- flush handlen.sifon kolu, rezervuar kolu
- gear handlen.iniş takımı kolu
- get a handle onidiom(bir şeyi) kavramak, kontrol altına almak
- lever handlen.kapı kolu
- speed handlen.hızlı çevirme kolu, hızlı lokma kolu
- too hot to handleidiombaşa çıkılamayacak kadar zor, fazla riskli