seal
A1A2B1B2C1C2
/sil/
/siːl/
-
1
mühürcountable
An official mark or design that shows something is genuine or secret.
-
The official seal was pressed onto the document.Resmi mühür belgeye basıldı.
-
The letter was closed with a red wax seal.Mektup kırmızı bir mühür mumuyla kapatılmıştı.
-
-
2
conta, sızdırmazlık contasıcountable
A device or substance that prevents air or liquid from passing through an opening.
-
The jar has a good seal to keep food fresh.Kavanozun yiyecekleri taze tutmak için iyi bir contası var.
-
The rubber seal on the washing machine door is leaking.Çamaşır makinesi kapağının lastik contası sızdırıyor.
-
-
3
fokcountable
A marine mammal that is typically found in cold waters, known for its streamlined body and flippers.
-
The seal swam gracefully through the icy waters.Fok, buzlu sularda zarifçe yüzdü.
-
We saw a seal resting on the rocks by the shore.Kıyıdaki kayaların üzerinde dinlenen bir fok gördük.
-
Phrases 17
See all- seal huntingn.fok avı
- sealv.mühürlemek, kapatmak
- break the sealcolloc.mührü bozmak, mührü kırmak
- carbon sealn.karbon salmastra, karbon conta
- door sealn.kapı contası, kapı lastiği
- fillet sealn.köşe dolgu, köşe sızdırmazlık dolgusu
- fire sealn.yangın contası, yangın keçesi
- grease sealn.gres keçesi, yağ keçesi
- inflatable sealn.şişirilebilir conta, hava contası
- interstage sealn.kademe arası salmastra, kademe arası sızdırmazlık elemanı
- labyrinth sealn.labirent salmastra, labirent conta
- pressure sealn.basınç contası
- slurry sealn.bulamaç kaplama
- turbine sealn.türbin keçesi, türbin sızdırmazlık elemanı