live
A1A2B1B2C1C2
/lɪv/
/lɪv/
-
1
yaşamak, oturmak
To have your home in a particular place.
-
We live in a small flat near the city centre.Şehir merkezine yakın küçük bir dairede oturuyoruz.
-
He wants to live in a big city one day.Bir gün büyük bir şehirde yaşamak istiyor.
-
-
2
hayatta olmak, hayatta kalmak
To be alive, or to stay alive.
-
My grandfather lived to the age of ninety-five.Büyükbabam doksan beş yaşına kadar yaşadı.
-
Without water, a person can only live for a few days.İnsan susuz yalnızca birkaç gün hayatta kalabilir.
-
-
3
(bir hayat) sürmek, (… içinde) yaşamak
To have a particular kind of life.
-
It's important to live a healthy life.Sağlıklı bir yaşam sürmek önemlidir.
-
Many families in the area still live in poverty.Bölgedeki pek çok aile hâlâ yoksulluk içinde yaşıyor.
-
-
4
hayatı dolu dolu yaşamak, hayatın tadını çıkarmak
To enjoy life and do exciting or interesting things.
-
Stop working so hard and start living a little!Bu kadar çok çalışmayı bırak da biraz hayatın tadını çıkar!
-
She really knows how to live; she travels everywhere.Hayatı dolu dolu yaşamayı gerçekten biliyor; her yere seyahat ediyor.
-
-
5
yaşamaya devam etmek, unutulmamak
To continue to exist or to be remembered.
-
His songs will live in our hearts forever.Şarkıları sonsuza dek kalbimizde yaşayacak.
-
The memory of that summer still lives with me.O yazın anısını hâlâ unutamıyorum.
-
Verb Forms Regular
Base
live
/lɪv/
Past
lived
/lɪvd/
Participle
lived
/lɪvd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dlive → lived
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · use → used · decide → decided
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /v/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. lived /lɪvd/
Synonyms
Antonyms
Collocations
live in a placelive with someonelive alonelive on somethinglive off someonelive throughlive up tolive togetherlive a happy lifelive and learnyou only live oncelive it up
Phrases 31
See all- live below the poverty linecolloc.yoksulluk sınırının altında yaşamak
- live bettingn.canlı bahis
- live birthn.canlı doğum
- live byphr.v.(ilkelere) göre yaşamak, (bir kuralı) ilke edinmek
- live captionn.canlı altyazı, gerçek zamanlı altyazı
- live chatn.canlı sohbet, canlı destek
- live connectionn.canlı bağlantı
- live from hand to mouthidiomkıt kanaat geçinmek, iki yakası bir araya gelmemek
- live in abject povertycolloc.sefalet içinde yaşamak
- live in an ivory toweridiomfildişi kulede yaşamak
- live in the lap of luxuryidiomlüks içinde yaşamak
- live loadn.hareketli yük, canlı yük
- live notificationn.anlık bildirim, canlı bildirim
- live onphr.v.(bir şeyle) geçinmek, (bir şeyle) beslenmek