heavy
A1A2B1B2C1C2
/ˈhɛvi/
/ˈhɛvi/
- 1 ağır, yoğun
Definition (English)
Having great weight.
Example Sentences
-
This box is too heavy for him to carry.Bu kutu onun taşıması için çok ağır.
-
We had heavy rain all night.Bütün gece yoğun yağmur yağdı.
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 23
See all- heavy bagn.boks torbası, kum torbası
- heavy brakingcolloc.sert frenleme
- heavy creamn.krema, sıvı krema
- heavy crewn.takviyeli uçuş ekibi, çift ekip
- heavy goingidiomağır ve sıkıcı, zor ve yorucu
- heavy industryn.ağır sanayi
- heavy jetn.büyük kabinli iş jeti, ağır sınıf iş jeti
- heavy maintenancen.ağır bakım, kapsamlı bakım
- heavy metaln.heavy metal, ağır metal
- heavy raincolloc.şiddetli yağmur, kuvvetli yağış
- heavy rainfallcolloc.şiddetli yağış
- heavy sleepern.uykusu ağır (kimse)
- heavy smokercolloc.tiryaki, çok sigara içen kişi
- heavy spotn.ağır nokta