have the time of your life
A1A2B1B2C1C2
/hæv ðə taɪm əv jər laɪf/
/hæv ðə taɪm əv jɔː laɪf/
Idiom
- 1 hayatının en güzel günlerini yaşamak, doyasıya eğlenmek
Definition (English)
To enjoy yourself enormously during a particular period or event.
Example Sentences
-
My son had the time of his life on the school exchange trip to Spain last spring.Oğlum geçen bahar İspanya'ya yapılan okul değişim gezisinde hayatının en güzel günlerini yaşadı.
-
Volunteers say they had the time of their lives working at the international sports festival.Gönüllüler, uluslararası spor festivalinde çalışırken doyasıya eğlendiklerini söylüyor.
Phrases 60
See all- timen.zaman, kez
- timev.(süresini) ölçmek, (süre) tutmak
- time bankn.zaman bankası, zaman takası
- time based separationn.zamana dayalı ayırma, zaman esaslı ayırma
- time blindnessn.zaman algısı bozukluğu, zaman körlüğü
- time blockingn.zaman bloklama, zamanı bloklara bölme
- time bombn.saatli bomba, zaman bombası
- time bucketn.zaman aralığı, zaman dilimi
- time constraintn.zaman kısıtı, süre kısıtlaması
- time depositn.vadeli mevduat, vadeli hesap
- time fliesidiomzaman uçup gidiyor, zaman ne çabuk geçiyor
- time horizonn.zaman ufku
- time inn.birlikte sakinleşme zamanı, sakinleşme molası
- time is moneyidiomvakit nakittir, zaman paradır