go into
A1A2B1B2C1C2
/goʊ ˈɪntu/
/gəʊ ˈɪntʊ/
-
1
(bir mesleğe) girmek, (bir alanda) çalışmaya başlamak
To start working in a particular job or profession.
-
Lisa enjoys arguing, so she decided to go into law.Lisa tartışmayı sevdiği için hukuk alanına girmeye karar verdi.
-
He wants to go into business after university.Üniversiteden sonra iş dünyasına atılmak istiyor.
-
Do you like solving problems? Then maybe you should go into psychology.Sorun çözmeyi seviyor musun? Öyleyse psikoloji alanına yönelmelisin.
-
-
2
(ayrıntıya) girmek, ayrıntılı ele almak
To describe, discuss or examine something in detail.
-
I don't want to go into the details right now.Şu anda ayrıntılara girmek istemiyorum.
-
The report goes into the causes of the problem.Rapor, sorunun nedenlerini ayrıntılı olarak ele alıyor.
-
-
3
(emek, para) harcanmak, (bir şeye) gitmek
To be spent or used in order to make or do something.
-
A lot of time and effort went into this book.Bu kitaba çok fazla zaman ve emek harcandı.
-
Most of the money goes into research.Paranın çoğu araştırmaya gidiyor.
-
Phrases 60
See all- gov.gitmek, ayrılmak
- gon.deneme, girişim
- go a long wayidiomçok işe yaramak, çok faydalı olmak
- go afterphr.v.peşine düşmek, kovalamak
- go againstphr.v.karşı gelmek, (sözünü) dinlememek
- go aheadphr.v.(işe) başlamak, (planı) hayata geçirmek
- go all inexpr.tüm varlığını ortaya koymak, topyekûn girişmek
- go all inidiomher şeyini ortaya koymak, (bir işe) tüm gücüyle girişmek
- go all outidiomelinden gelenin en iyisini yapmak, tüm imkânları seferber etmek
- go alongphr.v.ilerlemek, devam etmek
- go along withphr.v.(fikre/plana) uymak, kabul etmek
- go aroundphr.v.dolaşmak, yayılmak
- go aroundn.pas geçme
- go around moden.pas geçme modu