go against
A1A2B1B2C1C2
/goʊ əˈgɛnst/
/gəʊ əˈgɛnst/
-
1
karşı gelmek, (sözünü) dinlememek
To do the opposite of what someone wants or advises.
-
She went against her parents' wishes and became an actor.Ailesinin isteğine karşı gelip oyuncu oldu.
-
Don't go against the doctor's advice.Doktorun tavsiyesine karşı gelme.
-
-
2
aykırı olmak, ters düşmek
To be contrary to a rule, principle or belief.
-
This decision goes against our values.Bu karar değerlerimize aykırı.
-
His actions go against the law.Onun eylemleri yasalara aykırı.
-
-
3
aleyhine sonuçlanmak
(of a decision, vote or game) To be unfavourable to someone.
-
The court's decision went against the company.Mahkemenin kararı şirketin aleyhine sonuçlandı.
-
The vote went against the new plan.Oylama yeni planın aleyhine sonuçlandı.
-
Synonyms
Phrases 60
See all- gov.gitmek, ayrılmak
- gon.deneme, girişim
- go a long wayidiomçok işe yaramak, çok faydalı olmak
- go afterphr.v.peşine düşmek, kovalamak
- go aheadphr.v.(işe) başlamak, (planı) hayata geçirmek
- go all inexpr.tüm varlığını ortaya koymak, topyekûn girişmek
- go all inidiomher şeyini ortaya koymak, (bir işe) tüm gücüyle girişmek
- go all outidiomelinden gelenin en iyisini yapmak, tüm imkânları seferber etmek
- go alongphr.v.ilerlemek, devam etmek
- go along withphr.v.(fikre/plana) uymak, kabul etmek
- go aroundphr.v.dolaşmak, yayılmak
- go aroundn.pas geçme
- go around moden.pas geçme modu
- go around thrustn.pas geçme itkisi