glisten
A1A2B1B2C1C2
/ˈglɪsən/
/ˈglɪsən/
- 1 parlamak, parıldamak, ışıldamak
Definition (English)
To shine brightly, especially because of being wet.
Example Sentences
-
The wet leaves glistened in the morning sun.Islak yapraklar sabah güneşinde parlıyordu.
-
Her eyes glistened with unshed tears.Gözleri dökülmemiş yaşlarla parıldıyordu.
Verb Forms Regular
Base
glisten
/ˈglɪsən/
Past
glistened
/ˈglɪsənd/
Participle
glistened
/ˈglɪsənd/
Spelling rule
Add ‑edglisten → glistened
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /n/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. glistened /ˈglɪsənd/