frail
A1A2B1B2C1C2
/freɪl/
/freɪl/
GeneralMedical
- 1 çelimsiz, zayıf düşmüş, dermansız
Definition (English)
Physically weak and easily damaged or broken.
Example Sentences
-
The old man was too frail to walk alone.Yaşlı adam tek başına yürüyemeyecek kadar zayıftı.
-
Her hands were small and frail.Elleri küçük ve çelimsizdi.
General
- 1 kırılgan, dayanıksız
Definition (English)
Weak and easily damaged.
Example Sentences
-
These frail flowers can be easily damaged by wind.Bu kırılgan çiçekler rüzgârdan kolayca zarar görebilir.
-
The economy is still frail after the crisis.Ekonomi krizden sonra hâlâ kırılgan.