faint
A1A2B1B2C1C2
/feɪnt/
/feɪnt/
-
1
bayılacak gibi, halsiz
Feeling weak and dizzy, as if you are going to lose consciousness.
-
He felt faint and had to sit down.Bayılacak gibi oldu ve oturmak zorunda kaldı.
-
The heat made several people feel faint.Sıcak birkaç kişiyi bayılacak hale getirdi.
-
-
2
hafif, belli belirsiz
Not clear or distinct; dim or pale.
-
The music was faint, barely audible.Müzik hafifti, zar zor duyuluyordu.
-
She gave a faint smile.Belli belirsiz gülümsedi.
-
-
3
zayıf, en ufak
Very small or slight.
-
There is only a faint chance of rain tomorrow.Yarın yağmur yağma ihtimali çok zayıf.
-
I haven't the faintest idea where my keys are.Anahtarlarımın nerede olduğuna dair en ufak bir fikrim yok.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
faint soundfaint lightfaint hopefaint smellfaint heartbeatfaint memory