pale
A1A2B1B2C1C2
/peɪl/
/peɪl/
-
1
açık (renk), soluk
Light in colour, or lighter than usual.
-
The walls were painted a pale blue.Duvarlar açık maviye boyanmıştı.
-
The pale winter sun gave little warmth.Soluk kış güneşi pek ısıtmıyordu.
-
-
2
solgun, benzi atmış
Having skin that is lighter than usual, often because of illness or shock.
-
Leave her alone, she looks pale because she's sick.Onu rahat bırak, hasta olduğu için solgun görünüyor.
-
He went pale when he saw the bill.Hesabı görünce benzi attı.
-
-
3
sönük kalmak, (yanında) solda sıfır kalmak
To seem less important or impressive when compared with something else.
-
My problems pale in comparison with hers.Benim sorunlarım onunkilerin yanında sönük kalıyor.
-
The old phone pales beside the new model.Eski telefon yeni modelin yanında solda sıfır kalıyor.
-