catch up with
A1A2B1B2C1C2
/kætʃ ʌp wɪð/
/kætʃ ʌp wɪð/
-
1
(biriyle) görüşüp hasret gidermek, (biriyle) buluşup sohbet etmek
To meet someone you have not seen for a while and talk about recent news.
-
It was great to catch up with my old classmates last weekend.Geçen hafta sonu eski sınıf arkadaşlarımla buluşup hasret gidermek harikaydı.
-
Let's catch up with John over lunch next week.Gelecek hafta öğle yemeğinde John'la buluşup sohbet edelim.
-
-
2
(birine) yetişmek, yakalamak
To reach someone who is ahead of you by going faster.
-
He ran faster and caught up with the leader.Daha hızlı koştu ve lidere yetişti.
-
Go ahead, I'll catch up with you at the bus stop.Sen git, ben seni otobüs durağında yakalarım.
-
-
3
arayı kapatmak, (birinin) seviyesine ulaşmak
To reach the same level or standard as someone who was more advanced.
-
After her illness, she worked hard to catch up with her classmates.Hastalığından sonra sınıf arkadaşlarıyla arayı kapatmak için çok çalıştı.
-
Small firms are struggling to catch up with the big companies.Küçük firmalar büyük şirketlerle arayı kapatmakta zorlanıyor.
-
-
4
(birinin) başına iş açmak, (sonunda birini) bulmak
If something bad from the past catches up with you, you finally suffer its results.
-
His lies finally caught up with him at work.Yalanları sonunda işte başına iş açtı.
-
Years of poor sleep are starting to catch up with me.Yıllarca kötü uyumanın bedelini artık ödemeye başlıyorum.
-
Synonyms
Phrases 21
See all- catchv.yakalamak, yetişmek
- catchn.yakalayış, yakalanan şey
- catch a coldcolloc.soğuk almak, üşütmek
- catch a fleeting glimpse of somethingcolloc.bir şeyi bir anlığına görmek, bir şeyi şöyle bir görmek
- catch a flightcolloc.uçağa yetişmek
- catch a glimpsecolloc.bir an görmek, kısa süreliğine görmek
- catch a traincolloc.trene yetişmek, trene binmek
- catch and releasen.yakala-bırak, göçmenleri dava sürerken serbest bırakma
- catch and releasen.yakala-bırak
- catch firecolloc.alev almak, tutuşmak
- catch onphr.v.tutmak, yaygınlaşmak
- catch outphr.v.(hatasını/yalanını) yakalamak, hazırlıksız yakalamak
- catch sight ofcolloc.gözüne ilişmek, aniden görmek
- catch someone's eyeidiomdikkatini çekmek, göze çarpmak