blow up
A1A2B1B2C1C2
/bloʊ ʌp/
/bləʊ ʌp/
-
1
patlamak, havaya uçurmak
To explode, or to destroy something with an explosion.
-
Nobody was hurt when the old factory blew up last night.Eski fabrika dün gece patladığında kimse yaralanmadı.
-
The gas tank blew up just after everyone had left the building.Herkes binadan çıktıktan hemen sonra gaz tankı patladı.
-
-
2
şişirmek
To fill something with air or gas.
-
Can you blow up this tire?Bu lastiği şişirebilir misin?
-
We blew up fifty balloons for the party.Parti için elli balon şişirdik.
-
-
3
öfkeden patlamak, (birine) parlamak Informal
To suddenly become very angry.
-
He blew up at the news.Haberi duyunca öfkeden patladı.
-
My boss blew up at me for being late again.Patronum yine geç kaldığım için bana parladı.
-
-
4
büyütmek Photography
To make a photograph or picture bigger.
-
Could you blow up this picture so I can see the faces?Yüzleri görebilmem için bu resmi büyütebilir misin?
-
She blew up the photo and hung it on the wall.Fotoğrafı büyütüp duvara astı.
-
Phrases 17
See all- blowv.üflemek, esmek
- blown.darbe, üfleme
- blow a kissexpr.öpücük göndermek, öpücük atmak
- blow awayphr.v.(rüzgâr) uçurmak, rüzgârla uçup gitmek
- blow dryv.fön çekmek, fönlemek
- blow hot and coldidiomkararsız olmak, tutarsız davranmak
- blow itidiomişi berbat etmek, fırsatı tepmek
- blow moldingn.şişirme kalıplama
- blow offphr.v.(birini/bir şeyi) ekmek, geçiştirmek
- blow off steamidiomstres atmak, deşarj olmak
- blow outphr.v.üfleyerek söndürmek, (mumları) üflemek
- blow out the candlescolloc.mumları üflemek
- blow overphr.v.geçmek, unutulmak
- blow pipen.üfleme borusu, cam üfleme çubuğu