vertical
A1A2B1B2C1C2
/ˈvɜrtɪkəl/
/ˈvɜːtɪkəl/
- 1 dikey, düşey, dik
Definition (English)
Standing or pointing straight up, rather than flat or horizontal.
Example Sentences
-
The climbers slowly made their way up the vertical rock face.Dağcılar dikey kaya yüzeyinde yavaşça yukarı ilerledi.
-
Draw a vertical line down the middle of the page.Sayfanın ortasına dikey bir çizgi çekin.
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 30
See all- vertical agreementn.dikey anlaşma
- vertical aquaponicsn.dikey akuaponik sistemi
- vertical deviationn.dikey sapma, düşey sapma
- vertical dropn.yükseklik farkı, irtifa farkı
- vertical farmn.dikey çiftlik
- vertical farmingn.dikey tarım
- vertical gardenn.dikey bahçe, duvar bahçesi
- vertical guidancen.dikey rehberlik, dikey kılavuzlama
- vertical icen.dikey buz, dikey buz duvarı
- vertical integrationn.dikey entegrasyon
- vertical jumpn.dikey sıçrama, dikey atlama
- vertical kilometern.dikey kilometre
- vertical limitsn.dikey sınırlar
- vertical linen.dikey çizgi, düşey çizgi