traffic
A1A2B1B2C1C2
/ˈtræfɪk/
/ˈtræfɪk/
GeneralTransportation
- 1 trafik uncountable
Definition (English)
all the vehicles moving on roads or in the air, or all the ships in an area.
Example Sentences
-
The traffic was very heavy this morning.Bu sabah trafik çok yoğundu.
-
There's a lot of traffic on the main road.Ana yolda çok trafik var.
General
- 1 trafik, iletişim, haberleşme uncountable
Definition (English)
the act of communicating or exchanging information, especially in a digital context
Example Sentences
-
The traffic on social media has increased significantly.Sosyal medyadaki iletişim önemli ölçüde arttı.
-
They monitored the traffic between the servers.Sunucular arasındaki iletişimi izlediler.
Synonyms
Collocations
Phrases 42
See all- traffic advisoryn.trafik uyarısı
- traffic alertn.trafik uyarısı
- traffic alert and collision avoidance systemn.trafik uyarı ve çarpışma önleme sistemi
- traffic allocationn.trafik tahsisi
- traffic collision avoidance systemn.çarpışma önleme sistemi, hava trafik çarpışma önleme sistemi
- traffic congestionn.trafik sıkışıklığı, trafik tıkanıklığı
- traffic displayn.trafik ekranı, trafik göstergesi
- traffic gridlockn.trafik kilitlenmesi
- traffic in sightexpr.trafik görüşte
- traffic informationn.trafik bilgisi
- traffic information service broadcastn.trafik bilgi servisi yayını
- traffic jamn.trafik sıkışıklığı, trafik tıkanıklığı
- traffic lightn.trafik ışığı, trafik lambası
- traffic managementn.trafik yönetimi