rush hour
A1A2B1B2C1C2
/rʌʃ ˈaʊər/
/rʌʃ ˈaʊə/
- 1 yoğun saat, trafik saati countable
Definition (English)
The busiest times of day when many people are travelling to or from work.
Example Sentences
-
The roads are very busy during rush hour.Trafik saatlerinde yollar çok yoğundur.
-
We left early to avoid the morning rush hour.Sabah yoğun saatlerinden kaçınmak için erken çıktık.
Phrases 9
See all- rushv.acele etmek, koşmak
- rushn.akın, koşuşma
- rush inphr.v.içeri koşmak, aceleyle içeri girmek
- rush into somethingphr.v.bir işe aceleyle girişmek, aceleyle karar vermek
- rush jobn.acele iş, yetiştirilmesi gereken iş
- rush outphr.v.dışarı fırlamak, aceleyle çıkmak
- adrenaline rushn.adrenalin patlaması, heyecan dalgası
- endorphin rushn.endorfin patlaması
- rush-hourn.yoğun saat, trafiğin yoğun olduğu saatler