table
A1A2B1B2C1C2
/ˈteɪbəl/
/ˈteɪbəl/
- 1 (öneriyi) sunmak, (önerge) vermek
- 2 (öneriyi) ertelemek, askıya almak
Definition (English)
- In British English, to formally present a proposal for discussion.
- In American English, to postpone discussion of a proposal indefinitely.
Example Sentences
-
The minister tabled a new amendment at the start of the session.Bakan, oturumun başında yeni bir değişiklik önergesi sundu.
-
She tabled a motion calling for longer library opening hours.Kütüphanenin daha uzun açık kalması çağrısında bulunan bir önerge verdi.
-
The board decided to table the motion until more information was available.Yönetim kurulu, daha fazla bilgi edinilene kadar önergeyi askıya almaya karar verdi.
-
Let's table this discussion and come back to it next month.Bu tartışmayı erteleyelim ve gelecek ay yeniden ele alalım.
Verb Forms Regular
Base
table
/ˈteɪbəl/
Past
tabled
/ˈteɪbəld/
Participle
tabled
/ˈteɪbəld/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dtable → tabled
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /l/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. tabled /ˈteɪbəld/
Synonyms
Antonyms
Collocations
table a motiontable an amendmenttable a proposaltable a question
Phrases 42
See all- table footballn.langırt
- table for fourexpr.dört kişilik masa
- table for twoexpr.iki kişilik masa
- table for twon.iki kişilik masa
- table formatn.tablo formatı, tablo biçimi
- table lampn.masa lambası
- table mannersn.sofra adabı, yemek adabı
- table of contentsn.içindekiler
- table saltn.sofra tuzu, yemek tuzu
- table sawn.tezgâh testeresi, masa tipi daire testere
- table servicen.masa servisi
- table tennisn.masa tenisi, pinpon
- table tennis playern.masa tenisi oyuncusu
- tablen.masa, tablo