space
A1A2B1B2C1C2
/speɪs/
/speɪs/
- 1 aralıklı yerleştirmek, (aralarında) boşluk bırakmak
- 2 (zamana) yaymak, aralıklarla yapmak
Definition (English)
- To arrange things with a particular distance between each one.
- To arrange events so that each one happens at a regular time, not all together.
Example Sentences
-
Space the plants about thirty centimetres apart.Bitkileri yaklaşık otuz santimetre arayla dikin.
-
The chairs were evenly spaced around the table.Sandalyeler masanın etrafına eşit aralıklarla yerleştirilmişti.
-
Try to space your meals evenly through the day.Öğünlerinizi gün içine eşit şekilde yaymaya çalışın.
-
The visits were spaced a week apart.Ziyaretler birer hafta arayla yapıldı.
Verb Forms Regular
Base
space
/speɪs/
Past
spaced
/speɪst/
Participle
spaced
/speɪst/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dspace → spaced
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sert (ötümsüz) bir ünsüzle, /s/ sesiyle bittiği için -ed /t/ okunur; yeni hece eklenmez. spaced /speɪst/
Synonyms
Collocations
evenly spacedwidely spacedspace something outbe spaced two metres apartdouble-spaced
Phrases 40
See all- space debrisn.uzay enkazı, uzay çöpü
- space equivalentn.uzay eşdeğeri bölge
- space junkn.uzay çöpü, uzay enkazı
- space lawn.uzay hukuku
- space miningn.uzay madenciliği
- space planningn.mekân planlaması, alan planlaması
- space shuttlen.uzay mekiği
- space situational awarenessn.uzay durumsal farkındalık
- space stationn.uzay istasyonu
- space technologyn.uzay teknolojisi
- space tourismn.uzay turizmi
- space weathern.uzay havası
- spacen.yer, alan
- ample spacecolloc.bolca yer, fazlasıyla yeterli alan