soon
A1A2B1B2C1C2
/sun/
/suːn/
-
1
yakında, birazdan
In a short time from now; before long.
-
I'll be home soon, so please wait for me.Birazdan evde olurum, lütfen beni bekle.
-
The new shopping centre will open soon.Yeni alışveriş merkezi yakında açılacak.
-
-
2
çok geçmeden, kısa süre sonra
A short time after something else happens.
-
Soon after we arrived, it started to rain.Biz vardıktan kısa süre sonra yağmur başladı.
-
She moved to Izmir and soon found a good job.İzmir'e taşındı ve çok geçmeden iyi bir iş buldu.
-
-
3
erken, çabuk
Early or quickly, especially in questions with how and in phrases with too.
-
How soon can you finish the report?Raporu ne kadar çabuk bitirebilirsin?
-
It's too soon to say who will win.Kimin kazanacağını söylemek için henüz çok erken.
-
-
4
(-ir -mez: gelir gelmez), (-diği) anda
Used in 'as soon as' to mean immediately after something happens.
-
Call me as soon as you arrive at the airport.Havalimanına varır varmaz beni ara.
-
As soon as I saw her face, I knew something was wrong.Yüzünü görür görmez bir şeylerin ters gittiğini anladım.
-
Synonyms
Collocations
as soon asas soon as possiblesoon aftersooner or latersee you soonthe sooner the bettertoo soonhow soonvery soonno sooner … thanwould sooner