red
A1A2B1B2C1C2
/rɛd/
/rɛd/
-
1
kırmızı
Having the colour of blood or fire.
-
She was wearing a long red dress.Uzun, kırmızı bir elbise giyiyordu.
-
The traffic light turned red, so I stopped the car.Trafik ışığı kırmızıya döndü, ben de arabayı durdurdum.
-
-
2
kızarmış, kıpkırmızı
Of the face or eyes: red or pink because of anger, embarrassment, crying or heat.
-
He went red when everyone looked at him.Herkes ona bakınca kıpkırmızı oldu.
-
Her eyes were red from crying.Ağlamaktan gözleri kızarmıştı.
-
-
3
kızıl
Of hair: between orange and brown in colour.
-
The little girl had curly red hair and freckles.Küçük kızın kıvırcık kızıl saçları ve çilleri vardı.
-
Both of her brothers have red hair.İki erkek kardeşinin de saçı kızıl.
-
Synonyms
Collocations
Phrases 59
See all- Red Arrowsn.Red Arrows (İngiliz akrobasi timi)
- red bandn.kırmızı bant, kırmızı bölge
- red beaconn.kırmızı işaret ışığı, kırmızı fener
- red beltn.kırmızı kuşak
- red blood celln.alyuvar, kırmızı kan hücresi
- red braisen.kırmızı haşlama
- red cabbagen.kırmızı lahana
- red cardn.kırmızı kart
- red carpetn.kırmızı halı
- red carpet servicen.kırmızı halı hizmeti, özel karşılama hizmeti
- red celln.alyuvar, kırmızı kan hücresi
- red channeln.kırmızı hat
- red chili oiln.kırmızı acı biber yağı
- red curryn.kırmızı köri