blood
A1A2B1B2C1C2
/blʌd/
/blʌd/
-
1
kanuncountable
The red liquid that the heart pumps through the bodies of people and animals.
-
He lost a lot of blood in the accident.Kazada çok kan kaybetti.
-
The nurse took a small sample of my blood.Hemşire kanımdan küçük bir örnek aldı.
-
-
2
kan bağı, soy, kökenuncountable
The family or the group of people that someone comes from.
-
The two men are not related by blood.İki adam arasında kan bağı yok.
-
He has some Italian blood on his father's side.Baba tarafından biraz İtalyan kökeni var.
-
-
3
taze kan, yeni kanuncountable Figurative
New people who bring fresh ideas and energy to a group or an organization, as in 'new blood'.
-
The team needs some new blood after a bad season.Takımın kötü bir sezonun ardından biraz taze kana ihtiyacı var.
-
The company is bringing in young blood to modernize.Şirket modernleşmek için genç kan getiriyor.
-
Synonyms
Collocations
blood pressurea blood testa blood sampleblood typea blood vesselgive blooda blood donorlose bloodrelated by bloodnew bloodbad bloodin cold blood
Phrases 21
See all- blood alcohol contentn.kandaki alkol oranı, kan alkol düzeyi
- blood diamondn.kan elması, çatışma elması
- blood IgE testn.kan IgE testi, spesifik IgE kan testi
- blood is thicker than wateridiomkan sudan koyudur, et tırnaktan ayrılmaz
- blood oxygenn.kan oksijeni, kandaki oksijen düzeyi
- blood pressuren.tansiyon, kan basıncı
- blood pressure cuffn.tansiyon manşonu, tansiyon manşeti
- blood pressure monitorn.tansiyon aleti, tansiyon ölçer
- blood spattern.kan sıçraması, kan lekesi deseni
- blood sportn.kanlı spor
- blood sugarn.kan şekeri
- blood testn.kan tahlili, kan testi
- blood thinnern.kan sulandırıcı, antikoagülan
- blood-curdlingadj.kan dondurucu