pique
A1A2B1B2C1C2
/pik/
/piːk/
- 1 (merakını) uyandırmak, (ilgisini) çekmek, meraklandırmak
Definition (English)
To make someone feel interested in or curious about something.
Example Sentences
-
The unusual noise piqued his interest and made him investigate.Alışılmadık ses ilgisini çekti ve onu araştırmaya yöneltti.
-
Her curiosity was piqued by the mysterious letter she received.Aldığı gizemli mektup merakını uyandırmıştı.
Verb Forms Regular
Base
pique
/pik/
Past
piqued
/pikt/
Participle
piqued
/pikt/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dpique → piqued
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sert (ötümsüz) bir ünsüzle, /k/ sesiyle bittiği için -ed /t/ okunur; yeni hece eklenmez. piqued /pikt/