over the top
A1A2B1B2C1C2
/ˈoʊvər ðə tɑp/
/ˈəʊvə ðə tɒp/
Informal
- 1 abartılı, aşırı
Definition (English)
Too extreme or exaggerated; more than what is normal, necessary, or appropriate.
Example Sentences
-
The movie's special effects were completely over the top.Filmin özel efektleri tamamen abartılıydı.
-
Her new outfit was a bit over the top for the office.Yeni kıyafeti ofis için biraz abartılıydı.
Aviation
- 1 bulutların üstünden, bulut tabakasının üzerinden
Definition (English)
Of a flight, above a layer of cloud or bad weather.
Example Sentences
-
We flew over the top, with a solid layer of cloud beneath us.Altımızda kesintisiz bir bulut tabakasıyla bulutların üstünden uçtuk.
-
Flying over the top kept us out of the turbulence in the clouds.Bulutların üstünden uçmak bizi bulutlardaki türbülanstan uzak tuttu.
Phrases 54
See all- overprep.üstünde, yukarısında
- overn.altı atışlık seri (kriket)
- overadv.şurada, oraya
- overadj.bitmiş, sona ermiş
- over easyadj.iki yüzü hafif pişmiş (yumurta), çevrilip hafif kızartılmış
- over eatingn.aşırı yeme, fazla yeme
- over exercisingn.aşırı egzersiz, aşırı spor yapma
- over extractedadj.fazla demlenmiş
- over inflationn.fazla basınç, aşırı şişirme
- over one's headidiom(birinin) kafasının almayacağı, (birinin) aklının ermeyeceği
- over steerv.aşırı dönmek, fazla dönmek
- over the counteradj.reçetesiz
- over the hillidiomyaşı geçmiş, artık yaşlanmış
- over the limitadj.limiti aşan, sınırı geçen