once upon a time
A1A2B1B2C1C2
/wʌns əˈpɑn ə taɪm/
/wʌns əˈpɒn ə taɪm/
- 1 bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde
- 2 bir zamanlar, vaktiyle
Definition (English)
- A phrase used to begin a fairy tale or a story about the past.
- At some time in the past; a long time ago.
Example Sentences
-
Once upon a time, there was a princess who lived in a castle.Bir varmış bir yokmuş, bir şatoda yaşayan bir prenses varmış.
-
Every night, my grandma would start her stories with 'Once upon a time...'Her gece büyükannem hikâyelerine 'Bir varmış bir yokmuş...' diye başlardı.
-
Once upon a time, this was a quiet village.Bir zamanlar burası sakin bir köydü.
-
Once upon a time, people wrote letters instead of sending messages.Bir zamanlar insanlar mesaj göndermek yerine mektup yazardı.
Synonyms
Phrases 13
See all- onceadv.bir kez, bir kere
- onceconj.(-ir -mez: biter bitmez), (-dikten) sonra
- once a yearexpr.yılda bir, senede bir
- once and for allidiomkesin olarak, temelli
- once in a blue moonidiomkırk yılda bir, çok nadir
- once in a generationidiomnesilde bir görülen, çok nadir
- once in a lifetimeidiomömürde bir kez, hayatta bir kere
- once in a whileexpr.arada bir, ara sıra
- once per revn.devir başına bir, her devirde bir
- at-least-onceadj.en az bir kez
- at-most-onceadj.en fazla bir kez
- exactly-onceadj.tam olarak bir kez, tam bir kez
- once-in-a-lifetimeadj.hayatta bir kez karşılaşılacak, ömürde bir kez yaşanacak