non-stop
A1A2B1B2C1C2
/nɑn stɑp/
/nɒn stɒp/
-
1
aralıksız, kesintisiz
Continuing without stopping or pausing.
-
We had non-stop rain for three days.Üç gün boyunca aralıksız yağmur yağdı.
-
The non-stop noise from the building site kept us awake.İnşaat alanından gelen kesintisiz gürültü bizi uyutmadı.
-
-
2
ara inişsiz, aktarmasız Travel
Of a journey, travelling without stopping at any place on the way.
-
We took a non-stop flight to New York.New York'a ara inişsiz bir uçuşla gittik.
-
The airline offers non-stop flights from London to Tokyo.Havayolu Londra'dan Tokyo'ya ara inişsiz uçuşlar sunuyor.
-
-
3
durmadan, hiç durmadan
Without stopping.
-
She talked non-stop for an hour.Bir saat boyunca durmadan konuştu.
-
The phone has been ringing non-stop all morning.Telefon bütün sabah durmadan çalıyor.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
non-stop flightnon-stop servicenon-stop worknon-stop noisenon-stop activitynon-stop travel
Phrases 60
See all- non ablativeadj.ablatif olmayan, soyucu olmayan
- non alcoholicadj.alkolsüz, alkol içermeyen
- non alcoholic spiritn.alkolsüz içki, alkolsüz distile içki
- non back drivenadj.otopilotla hareket etmeyen, mekanik olarak bağlı olmayan
- non CO2adj.CO2 dışı, karbondioksit dışı
- non competen.rekabet etmeme sözleşmesi, rekabet yasağı
- non dairyadj.sütsüz, süt ürünü içermeyen
- non destructive testingn.tahribatsız muayene, tahribatsız kontrol
- non directional beaconn.yönsüz radyo bikını
- non extractionadj.çekimsiz, diş çekimsiz
- non judgmentaladj.yargılamayan, önyargısız
- non manual markern.el dışı işaret, el dışı belirleyici
- non market valuationn.piyasa dışı değerleme, piyasa dışı fiyatlandırma
- non movement arean.hava trafik kontrolü dışındaki alan