make out
A1A2B1B2C1C2
/meɪk aʊt/
/meɪk aʊt/
Colloquial
- 1 öpüşüp koklaşmak, uzun uzun öpüşmek, (sevgilisiyle) sıkı fıkı olmak
Definition (English)
to kiss and caress passionately, often for a long time
Example Sentences
-
Ted and Amber started making out at the stoplight.Ted ile Amber kırmızı ışıkta öpüşmeye başladı.
-
They were making out on the couch when her parents walked in.Annesi babası içeri girdiğinde kanepede öpüşüyorlardı.
Phrases 60
See all- makev.yapmak, üretmek
- maken.marka
- make a big thing of somethingidiom(bir şeyi) mesele yapmak, (olayı) büyütmek
- make a bundleidiomyığınla para kazanmak, köşeyi dönmek
- make a cheque out to someonecolloc.çeki birinin adına yazmak, çeki birinin adına düzenlemek
- make a choicecolloc.seçim yapmak, (seçenekler arasında) karar vermek
- make a commentcolloc.yorum yapmak, fikir belirtmek
- make a complaintcolloc.şikayet etmek, şikayette bulunmak
- make a complaint about somethingcolloc.bir şey hakkında şikâyette bulunmak
- make a contributioncolloc.katkıda bulunmak, bağış yapmak
- make a decisioncolloc.karar vermek
- make a determined effortcolloc.kararlı bir çaba göstermek
- make a differencecolloc.fark yaratmak
- make a discoverycolloc.keşif yapmak