mainstream
A1A2B1B2C1C2
/ˈmeɪnˌstrim/
/ˈmeɪnstriːm/
General
- 1 ana akım hâline getirmek, yaygınlaştırmak
Definition (English)
To make an idea, product or style accepted by or popular with most people.
Example Sentences
-
Social media helped to mainstream vegan cooking.Sosyal medya, vegan mutfağı ana akım hâline getirmeye yardımcı oldu.
-
Streaming services have mainstreamed foreign-language series.Dijital yayın platformları yabancı dildeki dizileri yaygınlaştırdı.
GeneralEducation
- 1 (öğrenciyi) kaynaştırmak, kaynaştırma eğitimine almak
Definition (English)
To teach a child with special needs in an ordinary class together with other children.
Example Sentences
-
Her son was mainstreamed in a regular classroom from the age of seven.Oğlu yedi yaşından itibaren normal bir sınıfta kaynaştırma eğitimine alındı.
-
The school mainstreams most pupils with hearing problems.Okul, işitme sorunu olan öğrencilerin çoğunu genel sınıflarda kaynaştırıyor.
Verb Forms Regular
Base
mainstream
/ˈmeɪnˌstrim/
Past
mainstreamed
/ˈmeɪnˌstrimd/
Participle
mainstreamed
/ˈmeɪnˌstrimd/
Spelling rule
Add ‑edmainstream → mainstreamed
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /m/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. mainstreamed /ˈmeɪnˌstrimd/
Synonyms
Collocations
mainstream an ideabe mainstreamed into somethingmainstream pupils with special needs