line up
A1A2B1B2C1C2
/laɪn ʌp/
/laɪn ʌp/
-
1
sıraya dizmek, sıralamak
To arrange people or objects in a straight row.
-
Line up the chairs along the wall.Sandalyeleri duvar boyunca sıraya dizin.
-
The coach lined up the players for a team photo.Antrenör takım fotoğrafı için oyuncuları sıraya dizdi.
-
-
2
sıraya girmek, sıralanmak
To form a straight line, often while waiting for something.
-
The students lined up quietly before class.Öğrenciler dersten önce sessizce sıraya girdi.
-
People lined up outside the bakery early in the morning.İnsanlar sabah erkenden fırının önünde sıraya girdi.
-
-
3
ayarlamak, (etkinlik için) hazırlamak
To arrange for someone or something to be ready for an event.
-
We have lined up some great speakers for the conference.Konferans için harika konuşmacılar ayarladık.
-
She already has a new job lined up for next month.Gelecek ay için şimdiden yeni bir iş ayarlamış.
-
Phrases 60
See all- Line up and waitexpr.piste gir ve bekle
- line up and waitexpr.piste gir ve bekle, pistte pozisyon al ve bekle
- line up checksn.piste giriş kontrolleri, kalkış öncesi son kontroller
- linen.çizgi, sıra
- linev.(kenarı boyunca) dizilmek, (iki yanında) sıralanmak
- line abreastn.yan yana hat, yan yana düzen
- line asternexpr.kol hattı, arka arkaya dizilme
- line chartn.çizgi grafiği, çizgi grafik
- line checkn.hat kontrolü
- line check captainn.hat kontrol kaptanı, operasyonel kontrol kaptanı
- line cookn.istasyon aşçısı, bölüm aşçısı
- line dancen.sıra dansı
- line graphn.çizgi grafik
- line hangarn.hat bakım hangarı, hat hangarı