indulgence
A1A2B1B2C1C2
/ˌɪnˈdʌldʒəns/
/ɪnˈdʌldʒəns/
- 1 kendini şımartma, küçük lüks
- 2 hoşgörü, şımartma
Definition (English)
- The act of allowing yourself to have something you enjoy, especially a luxury.
- The habit of letting someone have or do what that person wants, or of being kind and tolerant.
Example Sentences
-
Eating chocolate cake is my favorite afternoon indulgence.Çikolatalı kek yemek, öğleden sonraları kendime tanıdığım en sevdiğim küçük lüks.
-
A long hot bath is my one indulgence after a hard week.Zor bir haftanın ardından uzun, sıcak bir banyo benim tek küçük lüksüm.
-
The parents' indulgence made the child very spoiled.Ebeveynlerin hoşgörüsü çocuğu çok şımarttı.
-
The teacher treated the youngest pupils with great indulgence.Öğretmen en küçük öğrencilere büyük bir hoşgörüyle davrandı.