green
A1A2B1B2C1C2
/grin/
/griːn/
-
1
yeşilcountable or uncountable
The colour of grass and leaves.
-
She loves the green of the trees in spring.Bahar aylarında ağaçların yeşiline bayılır.
-
The walls were painted in a soft green.Duvarlar yumuşak bir yeşile boyanmıştı.
-
-
2
yeşil sebzeler, yeşillikcountable
Greens: green vegetables, such as cabbage or spinach.
-
Eat your greens; they're good for you.Yeşil sebzelerini ye; sağlığına iyi gelir.
-
Add some fresh greens to the soup at the end.Çorbaya en son biraz taze yeşillik ekle.
-
-
3
çimenlik, yeşil alancountable
An area of grass in the middle of a village or town that everyone can use.
-
The children played on the village green.Çocuklar köy meydanındaki çimenlikte oynadı.
-
There is a small market on the green every Saturday.Her cumartesi yeşil alanda küçük bir pazar kuruluyor.
-
-
4
green (golf)countable Golf
In golf, the area of very short grass around a hole.
-
Her ball landed on the green, close to the hole.Topu deliğe yakın bir yere, green'e düştü.
-
He needed three putts on the last green.Son green'de üç vuruşa ihtiyacı oldu.
-
Synonyms
Collocations
dark greenlight greenbright greendressed in greeneat your greenssalad greensthe village greenthe putting greenon the green
Phrases 60
See all- green aircraftn.tamamlanmamış uçak, donatılmamış uçak
- green aircraft deliveryn.yeşil uçak teslimi, tamamlanmamış uçak teslimi
- green bandn.yeşil bant
- green beann.yeşil fasulye
- green beansn.taze fasulye, sırık fasulye
- green beltn.yeşil kuşak, kent çevresindeki yeşil kuşak
- green binn.organik atık kutusu, yeşil çöp kutusu
- green buildingn.yeşil bina, çevre dostu bina
- green carn.çevre dostu araba, çevreci araç
- green cardn.yeşil kart
- green cardamomn.yeşil kakule
- green channeln.yeşil hat
- green checkexpr.onay işareti, doğru işareti
- green chemistryn.yeşil kimya, çevre dostu kimya