common
A1A2B1B2C1C2
/ˈkɑmən/
/ˈkɒmən/
-
1
yaygın, sık görülen
Happening often, or existing in large numbers or in many places.
-
It's a common mistake among learners of English.Bu, İngilizce öğrenenler arasında yaygın bir hatadır.
-
Colds are very common in the winter months.Soğuk algınlığı kış aylarında çok sık görülür.
-
-
2
ortak, müşterek
Shared by, or belonging to, two or more people or groups.
-
They have a common interest in music.Müziğe ortak bir ilgileri var.
-
We all share a common goal in this team.Bu takımda hepimizin ortak bir hedefi var.
-
-
3
sıradan, olağan
Ordinary; not special, unusual or of high rank.
-
The film shows the life of common people in the city.Film, şehirdeki sıradan insanların hayatını anlatıyor.
-
He was just a common soldier, not an officer.O subay değil, sıradan bir askerdi.
-
-
4
temel, asgari (nezaket vb.)
Basic and expected from everyone.
-
It's common courtesy to say thank you.Teşekkür etmek temel bir nezaket kuralıdır.
-
He didn't even have the common decency to call me.Beni aramak gibi asgari bir nezaketi bile göstermedi.
-
-
5
bayağı, adi Informal
Behaving in a way that some people think is rude and shows a low social class.
-
Her mother thought that chewing gum in public was common.Annesi sokakta sakız çiğnemenin bayağı bir davranış olduğunu düşünürdü.
-
He thought loud clothes looked cheap and common.Gösterişli kıyafetlerin ucuz ve bayağı göründüğünü düşünürdü.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
a common mistakea common problemcommon sensecommon groundcommon knowledgea common interesta common goalcommon practicethe common coldcommon courtesyhave something in commonbe common among
Phrases 23
See all- Common Agricultural Policyn.Ortak Tarım Politikası
- common ancestorn.ortak ata
- common arean.ortak alan
- common arrivaln.ortak varış rotası, standart varış rotası
- Common Core State Standardsn.Ortak Çekirdek Standartları
- common courtesyn.temel nezaket, görgü gereği
- common equityn.adi öz sermaye
- common groundn.ortak nokta, ortak zemin
- common groundn.ortak nokta, ortak zemin
- common heritagen.ortak miras, insanlığın ortak mirası ilkesi
- common knowledgen.herkesin bildiği şey, herkesçe bilinen gerçek
- common lawn.Anglo-Sakson hukuku, içtihat hukuku
- common marketn.ortak pazar
- common pool resourcen.ortak havuz kaynağı