easy
A1A2B1B2C1C2
/ˈizi/
/ˈiːzi/
-
1
kolay, zahmetsiz
Not difficult; needing little effort or skill.
-
The first exercise was easy, but the second was quite hard.İlk alıştırma kolaydı ama ikincisi oldukça zordu.
-
This camera is very easy to use, even for beginners.Bu fotoğraf makinesinin kullanımı yeni başlayanlar için bile çok kolay.
-
-
2
rahat, sıkıntısız
Comfortable and calm, without worries, problems or pain.
-
After years of hard work, she now has an easy life.Yıllarca sıkı çalıştıktan sonra artık rahat bir hayatı var.
-
I don't feel easy about leaving the children alone.Çocukları yalnız bırakma konusunda içim rahat değil.
-
-
3
kolay lokma, savunmasız
Easy to attack, cheat or defeat, used in phrases such as 'an easy target'.
-
Tourists with open bags are an easy target for thieves.Çantası açık turistler hırsızlar için kolay lokmadır.
-
Old computers without updates are easy prey for hackers.Güncellenmemiş eski bilgisayarlar, korsanlara karşı savunmasızdır.
-
-
4
samimi, doğal
Relaxed and friendly in the way a person behaves or talks.
-
She has an easy, friendly manner with customers.Müşterilere karşı samimi ve güler yüzlü bir tavrı var.
-
He gave us an easy smile and sat down.Bize içten bir şekilde gülümseyip oturdu.
-
-
5
sakin, yavaş
Not fast or strong; gentle and steady.
-
We walked along the beach at an easy pace.Sahil boyunca sakin bir tempoyla yürüdük.
-
Start with an easy run of about twenty minutes.Yaklaşık yirmi dakikalık yavaş bir koşuyla başla.
-
-
6
fark etmez, bana uyar Informal
Used in 'I'm easy' to say that you do not mind which choice is made.
-
'Pizza or pasta tonight?' 'I'm easy, you choose.''Bu akşam pizza mı makarna mı?' 'Bana fark etmez, sen seç.'
-
We can meet on Friday or Saturday; I'm easy.Cuma ya da cumartesi buluşabiliriz; bana uyar.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
easy to useeasy to understandan easy questionan easy joban easy lifeeasy moneyan easy targetat an easy pacethe easy wayas easy as ABCeasy on the eyeI'm easy
Phrases 12
See all- easy come easy goidiomhaydan gelen huya gider, kolay gelen kolay gider
- easy does itexpr.yavaş ol, yavaş yavaş
- easy moneyn.kolay para, ucuz para
- easy readn.kolay okuma, anlaşılır metin
- easy readadj.kolay okunur, anlaşılır
- easyadv.rahat, sakin sakin
- as easy as pieidiomçok kolay, çocuk oyuncağı
- breathe easyidiomrahat bir nefes almak, içi rahatlamak
- easy-goingadj.rahat, kolay geçinilen
- over easyadj.iki yüzü hafif pişmiş (yumurta), çevrilip hafif kızartılmış
- take it easyexpr.sakin ol, rahat ol
- take it easyidiomdinlenmek, kafa dinlemek