draw in
A1A2B1B2C1C2
/drɔ ɪn/
/drɔː ɪn/
-
1
(birini) içine çekmek, (birini) dahil etmek, cezbetmek
To attract someone's interest or make someone take part.
-
The story drew me in from the first page.Hikâye ilk sayfadan beni içine çekti.
-
The teacher tried to draw in the shy students during the discussion.Öğretmen, tartışma sırasında utangaç öğrencileri de konuşmaya dahil etmeye çalıştı.
-
The artist's work draws in many visitors to the gallery.Sanatçının eserleri galeriye birçok ziyaretçi çekiyor.
-
-
2
(günler) kısalmak, erken kararmak
Of days, to get shorter and darker as winter comes.
-
The days are drawing in now that it's October.Ekim geldi, günler kısalıyor.
-
In November the evenings draw in very early.Kasımda akşamlar çok erken kararıyor.
-
-
3
(istasyona) girmek, (trenin) gelmek
Of a train, to arrive at a station and stop.
-
The train drew in exactly on time.Tren tam zamanında istasyona girdi.
-
We stood on the platform as the train drew in.Tren istasyona girerken biz perondaydık.
-
Synonyms
attractpull in
Phrases 17
See all- drawv.çizmek, çekmek
- drawn.beraberlik, berabere kalma
- draw a conclusioncolloc.sonuç çıkarmak
- draw a veil over somethingidiombir konuyu kapatmak, bir konuyu hiç açmamak
- draw an analogycolloc.benzetme yapmak, analoji kurmak
- draw attentionexpr.dikkat çekmek, ilgi uyandırmak
- draw backphr.v.geri çekilmek, (perdeyi) açmak
- draw downphr.v.indirmek, (para/fon) çekmek
- draw knifen.sıyırma bıçağı, çekme bıçağı
- draw machinen.çekiliş makinesi
- draw onphr.v.(deneyiminden vb.) yararlanmak, kaynak olarak kullanmak
- draw outphr.v.uzatmak, sündürmek
- draw stroken.yana çekme hareketi, çekme hareketi
- draw the curtainscolloc.perdeleri çekmek