down
A1A2B1B2C1C2
/daʊn/
/daʊn/
Informal
- 1 (bir dikişte) içmek, mideye indirmek
Definition (English)
To drink or eat something quickly.
Example Sentences
-
He downed his coffee and ran to catch the bus.Kahvesini bir dikişte içti ve otobüse yetişmek için koştu.
-
The hungry boys downed three pizzas in ten minutes.Aç çocuklar on dakikada üç pizzayı mideye indirdi.
InformalSports
- 1 yenmek
Definition (English)
To defeat a team or a player in a game.
Example Sentences
-
The home team downed their rivals 3-0 on Saturday.Ev sahibi takım cumartesi günü rakibini 3-0 yendi.
-
She downed the champion in two straight sets.Şampiyonu set vermeden yendi.
Verb Forms Regular
Base
down
/daʊn/
Past
downed
/daʊnd/
Participle
downed
/daʊnd/
Spelling rule
Add ‑eddown → downed
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /n/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. downed /daʊnd/
Phrases 55
See all- down and lockedexpr.aşağıda ve kilitli
- down in the dumpsidiommorali bozuk, keyifsiz
- down jacketn.kaz tüyü mont, kuş tüyü mont
- down lockn.aşağı kilidi, iniş kilidi
- down paymentn.peşinat
- down pillown.kuş tüyü yastık, tüy yastık
- down roundn.düşük değerlemeli yatırım turu, değer kaybıyla yapılan tur
- down stayexpr.yat, bekle
- Down syndromen.Down sendromu
- down the rabbit holeidiom(bir konunun) içinde kaybolmak, konudan konuya dalıp gitmek
- down the roadexpr.ileride, gelecekte
- down timen.duruş süresi, çalışmama süresi
- down to earthadj.ayakları yere basan, alçakgönüllü
- down to one's last pennyidiombeş parasız kalmış, son kuruşuna kadar harcamış