dive
A1A2B1B2C1C2
/daɪv/
/daɪv/
-
1
dalmak, (suya) balıklama atlamak
To jump into water with your head and arms going in first.
-
He dived into the pool with a splash.Havuza suyu sıçratarak daldı.
-
The children took turns to dive off the rocks.Çocuklar sırayla kayalardan suya daldı.
-
-
2
pike yapmak, dalışa geçmek Aviation
Of a bird or aircraft, to move steeply downwards through the air.
-
The eagle dived to catch a fish.Kartal balık yakalamak için pike yaptı.
-
The plane suddenly dived towards the sea.Uçak aniden denize doğru dalışa geçti.
-
-
3
dalış yapmak, tüplü dalış yapmak Sports
To swim under water, often using breathing equipment.
-
He loves to dive and explore coral reefs.Dalış yapıp mercan resiflerini keşfetmeyi çok seviyor.
-
She took a diving course to learn how to scuba dive.Tüplü dalış yapmayı öğrenmek için bir dalış kursuna katıldı.
-
Verb Forms Irregular A-B-C · Üç biçim de farklı
Base
dive
/daɪv/
Past
dove
/dʌv/
Participle
dived
/daɪvd/
How the past is formed
Two formsdove / dived
Bu fiilin hem düzensiz (dove) hem düzenli (dived) biçimi kullanılır; ikisi de doğrudur.
- Pastdive → doveSesli harf değişir: i → o.
- Participledive → divedParticiple biçimi düzenlidir: -ed kuralıyla yapılır.
Synonyms
Antonyms
Collocations
dive into waterdive from a heightdive deepdive headfirstdive for coverdive off the board
Phrases 22
See all- dive and driven.kademeli alçalma tekniği
- dive boatn.dalış teknesi
- dive computern.dalış bilgisayarı
- dive inphr.v.(suya) balıklama atlamak, hevesle girişmek
- dive instructorn.dalış eğitmeni
- dive intophr.v.(suya) dalmak, (havuza/denize) atlamak
- dive shopn.dalış dükkânı, dalış merkezi
- dive watchn.dalış saati
- diven.dalış, pike
- backward diven.geriye atlayış, geriye doğru dalış
- cave diven.mağara dalışı
- deep diven.derinlemesine inceleme, derin dalış
- drift diven.akıntı dalışı
- forward diven.öne dalış, ileri dalış