can
A1A2B1B2C1C2
/kæn/
/kæn/
General
- 1 konserve yapmak, konservelemek
Definition (English)
To preserve food by putting it in a sealed can or jar.
Example Sentences
-
Every summer my grandmother cans tomatoes and peppers.Babaannem her yaz domates ve biber konservesi yapar.
-
She canned all the peaches from the garden for winter.Bahçedeki bütün şeftalileri kış için konserveledi.
Informal
- 1 kovmak, (işten) atmak
Definition (English)
To dismiss someone from a job.
Example Sentences
-
He was canned after only two weeks in the job.İşe başlayalı daha iki hafta olmuşken kovuldu.
-
If you're late again, they'll can you.Bir daha geç kalırsan seni kovarlar.
Verb Forms Regular
Base
can
/kæn/
Past
canned
/kænd/
Participle
canned
/kænd/
Spelling rule
Double the last consonant + ‑edcan → canned
Fiil tek bir sesli + tek bir sessiz harfle bitiyor ve vurgu son hecede olduğu için son sessiz harf ikilenir, sonra -ed eklenir.
Same rule: stop → stopped · plan → planned · drop → dropped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /n/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. canned /kænd/
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 19
See all- can combustorn.kutu tipi yanma odası, tüp tipi yanma odası
- can Iexpr.yapabilir miyim, alabilir miyim
- can of wormsidiomPandora'nın kutusu, içinden çıkılmaz mesele
- can openern.konserve açacağı
- can youexpr.yapabiliyor musun, yapabilir misin
- can you hear meexpr.beni duyuyor musun, beni duyabiliyor musun
- cann.teneke kutu, konserve kutusu
- canmod.v.(-ebilmek: yüzebilmek), (-meyi) bilmek
- all-you-can-eatadj.açık büfe, sınırsız (yemek)
- billy cann.kamp tenceresi
- bite off more than one can chewidiomaltından kalkamayacağı işe girişmek, kendini aşan iş üstlenmek
- can-annular combustorn.tüp-halka tipi yanma odası
- can-do attituden.yapabilirim tavrı
- PAR cann.PAR spot, PAR lamba