A better you
with better words.

Find the right word.
Understand it completely.

bridge

/brɪdʒ/ /brɪdʒ/
  1. 1 (aradaki farkı) kapatmak, (iki şey arasında) köprü olmak
  2. 2 (üzerine) köprü kurmak, köprü oluşturmak

Definition (English)

  1. To make the difference or distance between two people, groups or things smaller.
  2. To build a bridge over something, or to form a bridge over it.

Example Sentences

  1. The new course aims to bridge the gap between school and work.
    Yeni kurs, okul ile iş hayatı arasındaki boşluğu kapatmayı amaçlıyor.
  2. Her songs bridge the gap between pop and classical music.
    Şarkıları pop müzikle klasik müzik arasında köprü oluyor.
  3. The canal was bridged in several places so that farmers could cross.
    Çiftçiler karşıya geçebilsin diye kanalın birkaç yerine köprü kuruldu.
  4. A fallen tree bridged the stream behind our cottage.
    Devrilmiş bir ağaç, kulübemizin arkasındaki derenin üzerinde köprü oluşturuyordu.

Verb Forms Regular

Base bridge
/brɪdʒ/
Past bridged
/brɪdʒd/
Participle bridged
/brɪdʒd/
Spelling rule

Ends in ‑e: add ‑dbridge → bridged

Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.

Same rule: love → loved · live → lived · use → used

Pronunciation of -ed
/t/worked /d/played /ɪd/wanted

Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /dʒ/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. bridged /brɪdʒd/

Synonyms

Antonyms

Collocations

bridge the gap betweenbridge the dividebridge differencesbridge a riverbridging loan

Phrases 21

See all