blinding
A1A2B1B2C1C2
/ˈblaɪndɪŋ/
/ˈblaɪndɪŋ/
- 1 göz kamaştırıcı, kör edici
- 2 şiddetli, dayanılmaz
Definition (English)
- So bright that it is difficult to see.
- (of pain or a feeling) Very strong.
Example Sentences
-
The blinding light made me squint.Göz kamaştırıcı ışık beni gözlerimi kısmaya zorladı.
-
He drove with the blinding sun in his eyes.Gözlerini kamaştıran güneşe rağmen araba kullandı.
-
I woke up with a blinding headache this morning.Bu sabah şiddetli bir baş ağrısıyla uyandım.
-
She left the room in a blinding rage.Dayanılmaz bir öfkeyle odadan çıktı.