black spot
A1A2B1B2C1C2
/ˈblæk ˌspɑːt/
/ˈblæk ˌspɒt/
-
1
kaza kara noktasıcountable Transportation
A place on a road where many accidents happen.
-
This bend has become an accident black spot since the road was widened.Yol genişletildiğinden beri bu viraj bir kaza kara noktası hâline geldi.
-
The council put up speed cameras at three well-known black spots.Belediye, bilinen üç kaza kara noktasına hız kamerası yerleştirdi.
-
-
2
kara nokta, sorunlu bölgecountable
An area where a particular problem, such as unemployment or pollution, is very bad.
-
The north of the city remains an unemployment black spot.Şehrin kuzeyi, işsizlik açısından kara nokta olmayı sürdürüyor.
-
Scientists have found several pollution black spots along the river.Bilim insanları nehir boyunca kirlilik açısından birkaç kara nokta tespit etti.
-
-
3
kara leke, kötü yancountable Figurative
A bad or unpleasant part of something that is otherwise good.
-
The only black spot on an otherwise perfect holiday was the rain.Neredeyse kusursuz geçen tatilin tek kötü yanı yağmurdu.
-
That defeat remains a black spot in the club's proud history.O yenilgi, kulübün gurur verici tarihinde bir kara leke olarak duruyor.
-
Synonyms
Collocations
accident black spotunemployment black spotpollution black spotnotorious black spotthe only black spot
Phrases 49
See all- blackadj.siyah, kara (renk)
- blackn.siyah, siyah renk
- black and greyadj.siyah ve gri, monokrom
- black and whiteadj.siyah beyaz, yazılı olarak
- black beann.siyah fasulye
- black beltn.siyah kuşak, siyah kuşak sahibi
- Black boxn.kara kutu
- black box warningn.kara kutu uyarısı
- black cabn.siyah Londra taksisi, taksi
- black carn.şoförlü lüks araç
- black cardn.siyah kart
- black cardamomn.siyah kakule
- black catn.kara kedi
- black coffeecolloc.sütsüz kahve, siyah kahve